Amsterdam'a Dair Notlar

Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da için gezi rehberi mi arıyorsunuz? Sosyal medya abartılardan arındırılmış gerçek bir eleştirel rehber ile karşınızdayım.

Amsterdam'a Dair Notlar
Photo by Azhar J / Unsplash

Kanalları, bisikletleri, peynirleri, çikolataları ve otlarıyla(!) meşhur olan Amsterdam, her yıl milyonlarca turisti ağırlarken beraberinde devasa bir bilgi kirliliğini de getiriyor. Sosyal medyada önünde saatlerce kuyruk beklenen o meşhur patatesçilerden veya her köşesi 'ikonik' olarak pazarlanan mekanlardan biraz uzaklaşıp, şehrin gerçek ritmine odaklanmanın vakti geldi.

Bu rehberde, hit kazanma amacı gütmeden tamamen gerçek yorumlarla kaşılacaksanız. Hazırsanız, klişeleri kapıda bırakıp Amsterdam’ı bir de benim gözümden keşfedelim.

Schiphol Havalimanı

Amsterdam'da yer alan Schiphol (şöyle okunuyor: ski·pawl) havalimanı, Sabiha Gökçen ile kıyaslandığında; alan olarak ~4 kat, pist olarak 3 kat daha büyük. İçerisinde de çok fazla sayıda alışveriş yapacağınız mağaza yer alıyor.

Peki bu kadar büyük bir havalimanında biz All Pasport'lu insanların geçebileceği kaç kontrol noktası bulunuyor dersiniz? Cevap kocaman 4 tane 🙂 Kayseri havalimanında çok daha fazla kontrol noktası var arkadaşlar.

Tamamen eziyet amaçlı olduğunu düşünüyorum. Biz tam 1.5 saat sıranın gelmesini bekledik maalesef.

💡
Eğer oturumunuz varsa veya EU (European Union), EEA (European Economic Area) veya CH (Confoederatio Helvetica) pasaportlarınız varsa veya oturumunuz bulunuyorsa ayrıcalıklısınız tabi. Otomatik geçişler sayesinde hızlıca geçebiliyorsunuz.
İnsanlara eziyet etmek için kurulmuş 4 tanecik pasaport kontrol noktası

Bisikletler

En basit tabirle; yer, gök bisiklet. Bu şehirde arabalardan değil, kesinlikle bisikletlilerden korkmalısınız! Asla yavaşlamıyorlar, yol vermiyorlar, ve suratlarına çarpan rüzgarda üşümüyorlar 😃 Ve o sağlam, klasik bisikletleriyle size çarparlarsa gözünüzü hastanede açmanız işten bile değil.

Şehir dümdüz ve bisikletler için her yerde özel yollar ve ışıklar mevcut. Yani araç trafiği değil, bisiklet trafiği ile akıyor yollar.

İlkokul çocuklarından, torun sevecek yaştaki büyükler dahi durmadan pedal çeviriyorlar. Bu tam özenilecek bir durum. Hele de Ankaraya ilk geldiğim sene bisikletimi de getirip sürmeye çalıştığım o korkunç anılarım gözümün önüne gelince derin bir iç çektim.

Araç Kiralama

Bu şehirde yapacağınız büyük hatalardan birisi kesinlikle araç kiralamak olur. Çünkü hem aracınızı koyacak yer neredeyse hiç yok, hem de bulsanız bile park ücretleri inanılmaz yüksek. Bunun yerine toplu taşıma veya taksi kullanmanız çok daha mantıklı.

Saati 8 euro! Yuh kardeşim 😄

Taksi

Taksi mezatına hoşgeldiniz! Taksi bulmak çoğunlukla rüşvetle dönüyor ve bazen o bile zor.

Kalabalık zamanlarda (ki çoğunlukla öyle zaten) Uber veya Bolt uygulamalarından taksi bulmanız çok zor ve fiyatlar buna bağlı olarak artıyor. Normal, sakin bir zamanda 18 Euro'ya gittiğiniz aynı yer, bu bahsettiğim zamanlarda 35Euro'lara kadar çıkıyor. Aynı mesafe, aynı süre olmasına rağmen..

Taksi bulamadığınızda ve fiyatlar artmaya devam ederken bu uygulamalar sizden rüşvette istiyor üstelik. "7Euro sürücüye ateşlersen şansın artar" şeklinde bir bildirim gösteriyor birkaç dakika taksi bulamadığınızda. Eğer onaylarsanız taksi bulma şansı yüksek ama buna rağmen bulamadığımızda oldu.

Uber üzerinden biraz daha eli yüzü düzgün araçlar gelirken, Bolt üzerinden çağırdığımız araçlar vasata yakındı. Tabi taksi bulmakta Uber'e göre daha kolay olmuştu. Hele de rüşvet verirseniz :)

Uber ve Bolt dışında yerel taksilere laps diye atlamanızı da tavsiye etmem. Çünkü 2 katına kadar fiyat farkedebiliyor. Süre, km, trafik vs herşey etkiliyor demişti şoför su gibi akan fiyatı sorduğumda.

Aynı yere bir gün önce Comfort seçeneği ile 18 Euro'a gitmiştim
💡
Taksi ücretlerinin gerçekten yüksek olduğunu da söylemeden geçmeyeceğim. Toplu taşıma bu şehirdeki en mantıklı ulaşım aracı. Fiyatıda ~20-30 Euro'ya gittiğimiz yere ~2 Euro bandında.

Patates Saçmalığı

Gitmeden önce Instagram keşfetinizi külah külah patateslerle dolduran o patates kızartmaları tam bir saçmalık! Influencer güruhunun ve "evet abi çok iyiydi" diyen damaksızların yorumlarını unutun gitsin.

Memleketten getireceğiniz bir senelik patates çuvalı erzağının fiyatına sadece bir külah patates veriyorlar ve sosu üstüne bocalıyorlar. Ne haşlama tadındaki patatesin bir esprisi var, ne de bu patateslerin üzerine o kadar sos dökmenin bir manası.

Üstelik iki gün, iki en ünlü yerde denememe rağmen fikrim değişmedi ve ikisininde yarısına kadar zor geldim.

Tabi görüntüsü güzel mi? Evet güzel. Ama o kadar paraya değer mi? Hayır!

Fabel Friet'tan bir patates. İtiraf etmeliyim görüntüsü güzel.

Stroopwafel Balonu

Bir diğer balon yiyecekte bu. Her yerde karamelli bir wafel kokusu geliyor ve canınız çekiyor. Fakat kokusunun hoş olması dışında bir esprisini göremedim. A101'den aldığınız waffle'a euro ile ödeme yaptığınızı düşünün 😄

Karamel kokusu güzel. Bu kadar.

Van Stapele Koekmakerij

Bu kurabiyeler bir harika! Yine bir eleştiri bekliyordunuz ama bakın diyorum, bu kurabiyeler müthiş. Hiç ama hiç abartmıyorum. Bırakın patates ve waffle saçmalıklarını ve fırsat buldukça gelip gelip sıcakça yiyin. Bayılacaksınız..

Böyle bir lezzeti zor bulursunuz. O sırayı beklemeye kesinlikle değer.

Diğer Lezzet Noktaları

Oldukça yemek ağırlıklı takıldım fakat sizi de sıkmadan küçük notlarla aktarayım önerdiğim yerleri:

  • Effendy Lahmacun: Çıtır, içi peynirli ve lezzetli lahmacunları denemenizi öneririm. Orada bulabileceğiniz hem yakın hemde farklı bir yorum olmuş. Fakat 2 tane fazla gelir haberiniz olsun.
  • Piza Beppe ve nNea Pizza: Pizzalar çok başarılı, incecik ve lezzetli. Bu iki yerden birini ziyaret etmeyi unutmayın sakın.
  • The Seafood Bar: Çok fazla deniz ürünü çeşidi var. Ben kabukluları sevmediğim için günün balığını tercih ettim. Şansıma Levrek vardı. Türkiye'de çok daha iyilerini yedim ama bu da fena değildi. Ayrıca kalamar ve kibbeling'i kesin deneyin derim, çok iyilerdi soslarla birlikte.
  • The Lebanese Sajeria: Lavaş arasına labneli tavuk veya et. Çok hoşuma gitti. Oldukça da meşhur yermiş. Deneyin derim.

Peynir Tuzağı

Geldik o meşhur peynirlere. Adım başı peynirci, herkesin ağzında bir peynir. Fakat bu peynirlere bize çok yabancı lezzetler arkadaşlar. Bakın bu tuzağa düşüp tam 11 tane peynir getirdim hediyelik için. Hiç kimse beğenmedi 😄 Ben de dahil tabiki.

Hatta el artırıyorum; ofise de kocaman bir tekerlek getirip tüm ofise kahvaltıda dağıttım. Onlarca yüz ifadesinden ve kulağıma çarpan muhabbetlerden anladığım kadarıyla 20-30 kişiden beğenen sadece 2-3 kişi. Onlarında çok açlığına geldi sanırım 😄

Ağır bir tat, yoğun bir yağ oranı, pahalı bir bedel ve işte sonuç.. Kocaman bir hayal kırıklığı.

Yine de deneyeceğim, hediye alacağım felan derseniz de Old Amsterdam gibi pahalı yerlerden kazıklanmak yerine kesinlikle Dam meydanı yanındaki Albert Heijin'den alın. Fiyatı yarı yarıya sayılır.

Red Light Bölgesi

Amsterdam'ı duyar duymaz herkesin gülerek gidecek misin diye sorduğu o meşhur bölge. Camlarda müşteri bekleyen ablalar ve birkaç Euroya dans ve canlı p*rno izlediğiniz o değişik mekanlar.

Tommy abimiz bu işin öncüsüdür

Burada video ve fotoğraf çekmek yasakmış :) Fakat sırf bloga koymak için yaptım bir delilik.

Gerçekten ilginç bir konsept diyorum ve daha fazla bir şey yazmak istemiyorum 😄

Esrar

İlk gün gittiğimde kanalizasyon kokuyor sanmıştım. Meğerse bölge bölge, özellikle de CoffeeShop'ların önünde vuran bu iğrenç, ağır koku esrar kokusuymuş.

Bu şehirde CoffeeShop yazan dükkanlarda maksat kahve değil, tamamen ot içmek. Ülkede diğer şehirlerde turistlere yasakmış fakat Amsterdam'da coffee shop'lara girip esrar kullanabiliyorsunuz.

Benzer şekilde Smartshop yazan yerlerde çok fazla. Tabelasında veya vitrininde o mantar logosunu gördüğünüz dükkanlarda yasal olan psikoaktif ürünler satıyorlar.

Coffeeshop'larda esrar satılırken, Smartshop'larda esrar bulunmuyor; onların ana ürünü Magic Truffle'ler.

Neredeyse birçok sokakta karşınıza çıkacak ve hatta tabelalarla bile sizi buralara yönlendirecek miktarda esrar mağazası ve tüketimi yaygın. Tabi kokuda her herde. Tiksinç, ağır, leş gibi bir koku. Bu güzelim şehrin havasının içine ediyor..